Perşembe, Mart 02, 2006

gençler

lise son sınıflara dersim vardı, öğrencilerim bir yıl da hazırlık okudukları için
üniversite birinci sınıf öğrencileri gibi.

yoklama yapıyorum, fişi imzalarken bir gürültü koptu. baktığımda kız ve erkek öğrenci birbirlerine girmişler. biri diğerinin yerine oturmuş, defterini almak istemiş sırasından. o da imalı bir şekilde diğerine vermiş. o bunu kaldıramamış, birbirlerini itmişler vs vs.

bütün bu olanlar bir dakika içerisinde. nooluyor demeden gene başladılar. bölüm derslerine girdiğimden onları çok iyi tanıyorum haftada 11 ders beraberiz. bağırıp çağırmak çözüm değil erkek çok sinirli. oğlum çık biraz dolaş dedim su filan iç. bahçede temiz hava al. yüzü sapsarı oldu. onun derdi bir kız buna nasıl vurur, kaldıramıyor. sınıf seyretmekte. neyse erekek çıktı, dolaştı 10 dk. sonra geldi, hiçbirşey olmamış gibi ben derse devam ediyorum. erk öğrenci hırsını alamamış, kızı tehdit ediyor, biraz da onları yumuşatmak adına gülerek espri filan yapıyorum, çünkü nutuk dinleyecek halde değiller. daha çok erkek öğr. dikleniyor, kız da gülerek cevap veriyor pişkince... ben hep uğur sakin diye uyarıyorum.

neyse dersin sonuna doğru erk. öğr. gözlüğünü çıkardı, kravatı gevşetiyor, ceket çıktı, sanki cenke hazırlanıyor. bu arada zil çaldı ben toparlandım kız öğr. ye hadi kızım dolaş gel dedim. maksat aynı ortamda tutmamak. gayet sakin bir şekilde hayır hocam niye çıkacakmışım dedi. ben korktum olacaklardan o korkmuyor. karidora çıktığım gibi sınıfın kapısı kapandı. bir hengame koptu ki arkamdan. hemen md. yrd. gördüm onu gönderdim sınıfa.

sonraki aldığım bilgilere göre birbirlerine girmişler, md yard. onları ayırmış çünkü erkek. ben ayıramazdım belki de arada kaynardım. ayrı ayrı çağırmış konuşmuş, ikna etmiş güya ama sınıfta devam etmiş kaba kuvvet.

gençleri anlama zor. hele ergenleri. liselerdeki kavgaları okuyunca gazetelerden paylaşmak istedim. hoşçakalın

Cumartesi, Şubat 25, 2006

ilkbahar


hava açıyor, kapıyor... bir yağmur bir güneş... ilk bahar geliyorrrr

Çarşamba, Şubat 22, 2006

giden

bir bitene çözüm yok, bir de yitip gidene...

Pazar, Şubat 12, 2006

sevgi üzerine

seni düşünmek güzel şey
ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey
fakat artık yetmiyor bana
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum

şair nazım hapis yıllarında eşi için yazmış bu şiiri.

aşk herzaman bir ayrılık şarkısını içinde barındırır. işte o zaman gerçek aşktan sözedilebilir. sevgi öyle kolay kolay bulunmaz. yoktan varolmaz, tektir. sevgi güzelliktir, anlamaktır, anlaşılmaktır... sevgi herşey demek değildir ama başlangıcıdır. dostluğun insanca yaşamanın başlangıcıdır. kış ortasında açan ortancalar gibi "iyi ki yaşıyorum" demenin sevincidir.

sevgi ışık, deniz, okyanus, orman.... bazen de çakıltaşı, ısırganotudur. sevgi, kimi zaman zor bir bilmece, kimi zaman en önemlinizdir.

sevgi emek ister, yürek ister, zaman ister, kararlılık, direnme gücü ister.

sevgi, sevenlerin sevgiyi çoğaltmak için uğraşanların olsun... bütün dilekleri gönüllerince olsun. birliktelikler, onları ölüm ayırana dek sürsün. sevgiyle kalın... sevdiklerinize emek verin....

Cumartesi, Şubat 11, 2006

sıradan birgün

bugün oldukça geç kalktım. dünün yorgunluğu, gece geç yatmamdı bunun nedeni. zaten okul olmayınca hep geç yatar geç kalkarım. akşam üzeri 5 de spora gittim oflaya puflaya yaptım hareketleri. formumda değildim yani. herhalde düzensiz uykunun bunda payı vardı.

sonra alışveriş için markete gidildi. şu an yakıt bekliyorum. sonra da kardeşime oturmaya gideceğim. oraya diğer kardeş ve yeğen gelecek onlarla görüşeceğim.

yarın sınav var. sorumluluk sınavlarını haftasonuna da yaymışlar. bu gece onedenle daha zamanlı yatarım. sıradan birgün işte...

Perşembe, Şubat 09, 2006

gideceğim heryeri güzelleştirebilirmiyim!

son an

hayat son ana kadar sürprizlerle doluymuş.

son ana kadar...

Salı, Şubat 07, 2006

doğumgünüm

bugün benim doğum günüm. iyi ki doğdum.

ama herkes unuttu. sadece eşim hatırladı.

Pazartesi, Şubat 06, 2006

başlık yok

yüreğim çok büyük, oraya çok şey sığıyor.

ilişkiler

insanlardan ciddi anlamda argo ifadeyle kazık yemedim. o nedenle de hayal kırıklığı yaşamadım.

kime nekadar yaklaşabileceğimi bilebilmek ve o mesafeyi kendimin belirlemesi bunda etken. ailenin verdiği eğitim de çok önemli tabii ki! babam bizi çok korumacı yetiştirdi. o nedenle samimiyet ölçüsünü hep ben belirledim bu yüzden ilişkilerimde yanılmadım diyebilirim.

Cumartesi, Şubat 04, 2006

insanların dibe vurduğu zamanlar vardır değil mi. bu dibe vurmanın ölçüsü nedir. ben dibe mi vurdum. yoksa ... henüz değil mi? bu nezaman olur.. bekleyelim görelim bakalım.
sıkıntılar paylaşıldıkça azalıyor. benim çeşitli olayları ve koruları paylayabileceğim dostlarım ve yakınlarım var.

konuşmak istediğimde etrafımda birilerini bulabilmek ne güzel.

hayat bazen nekadar zor, anlamsız, dar... bugün de öyle birgün. umarım atlatırım. birileri kendini aklamaya çalışırken, birilerini de karalaması, haksız ithamlarda bulunması çok üzücü.. bir de bu sevdiğin kişiler tafından sevdiğin yakınlarına yapılıyorsa o daha da acı verici..

HEPİMİZ ATLATMAK ZORUNDAYIZ

Cuma, Şubat 03, 2006

gelecek

hayal kurmayan kişilerin gelecekleri olmazmış. ben pek hayal kurmasını sevmem.

yoksa benim geleceğim yok mu?

Perşembe, Şubat 02, 2006

ev çiçek açtı

hiç hesapta yokken alışveriş yapmanın zevki de bir başka güzel. bugün basit bir nedenle okula çağrıldık, yeğen dersanede, zaman geçirmeye çalışıyoruz kardeşimle, çünkü onu alacağız. birkaç mağazaya uğradık, hiç havamda değilim. hani bazen insanın gözüne milyarlar gözükmez bazen de bir milyonun hesabını yaparsın, öyle bir durumdayım. ucuzluk var birkaç birşey beğendim epey ucuzlamış ama almak canım istemedi. yeğeni aldık dersaneden yolda gelirken yeni açılan her türlü eveşyasının satıldığı büyük bir mağazaya uğradık. ufak büyük birşeyler aldık. heee dedim kendi kendime, ancak açıldım ben. en güzeli çiçeklerdi. baharı beklerken işe çiçeklerle başlamalı...epeyce saksı çiçek aldım. eve geldiğimde en büyük zevkim onları pencerelere yerleştirmek oldu, hepsi de rengarenk. ev çiçek açtı. onları izlemek en büyük zevk olsa gerek benim için. gözucuyla bile olsa açan çiçek bana çok huzur veriyor.
ben de çok ara verdim yahu. bazen neden yazmak istemeyiz ki. belki de psikolojiktir.kirpi gibi içimize kapanıp öylece kalakalırız. nasıl olunmasın ki....

tatil dönüşü mutlu mesutken birşekilde hooop bir duyum. gel çık işin içinden. aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. nasıl çıkarım bu işin içinden. hem kendimi nasıl rahatlatabilirim, hem de hiç kimseye zarar vermeyebilirim. epeyce kafa yordum yaaa

Cumartesi, Ocak 07, 2006

evimizin bayram geleneği

her bayram anne ve babama gideriz. yani memlekete.

26 yıllık evliliğim süresince hep bu böyle oldu.

evimiz bir sahil kasabasında olsa da, biz arifeden veya bayramın birinci günü düşeriz yollara. oysa çoğu istanbul, ankara, bursa vb. plakalı arabalar bizim kasabaya bayram tatilini geçirmeye gelir. biz tam tersine gelenlerle yollarda karşılaşırız. hep düşünmüşümdür "bunların anne babaları yok mu" diye.

genellikle bayramın birinci veya ikinci günü kadro tamamlanır. geç sattlere kadar çay sigara keyfi. sigaraya anne baba yattıktan sonra geçilir. hala onların yanında içmeyiz üzülmesinler diye.

geç kalkılır, kahvaltı, günlük işler. anneciğim geçen yıla kadar bize misafir muamelesi yapar, kahvaltıya mutlaka değişik birşeyler hazırlar. bu yıl biz de yardım ediyoruz ona. kardeşler kalabalık olduğu için işler hemen biter.

kahvaltı masasının sohbetine doyum olmaz. uzasa da uzasa deriz içimizden. babam uyarır ama pek aldırış etmeyiz. bizim bayram geleneğimizdir bu. annem, babam, iyi ki varsınız. siz olmasanız böyle toplanamayız herhalde. ..

sizlere ve bizlere sağlıklı ömürler diliyorum Allah tan.

bayram sevinci

özel günlere yaklaşıldığında içimde gizliden gizliye bir sevinç oluşur. örn. okullar açılırken,yeni yılda, dini ve resmi bayramlarda "koskocaman kadın oldum" hala nedir bu bayram sevinci.

alışverişler yapıldı. okulda karneler verildi, sonra kuaföre gidilip saç baş düzelttirildi. temizlik, ütü falan da tamam...

heyyyyyyyyyy bayrama hazırız.

bayram sevinci

özel günlere yaklaşıldığında içimde gizliden gizliye bir sevinç oluşur. örn. okullar açılırken,yeni yılda, dini ve resmi bayramlarda "koskocaman kadın oldum" hala nedir bu bayram sevinci.

alışverişler yapıldı. okulda karneler verildi, sonra kuaföre gidilip saç baş düzelttirildi. temizlik, ütü falan da tamam...

heyyyyyyyyyy bayrama hazırız.

Salı, Ocak 03, 2006

ooooooooooohhhhhhhhhhhhhh

bugün ortalamalarımı aldım. bilgisayara geçecek şekilde. çok mutluyum. yarıyıl tatiline girebilirim.

Pazartesi, Ocak 02, 2006

2005

bazen düşündüğünde kocaman, bazen de kısacık gibi geliveren bir yılı daha devirdik. biryılın muhasebesini yapacak değilim ama geriye bakınca pek fena geçmedi. mutluluğum üzüntüleri geçer.


aslında yaşamımda bütün isteklerimi gerçekleştirdim diyebilirim. elde olmayan bazı şeyler hariç. onlar da oluversin canım....

yeniyıl gecesini üç ayrı yerde tamamladık. gece 11 gibi ilk yerden, yeni yıla otelde, sonra başka bir yerle sonlandırdık. dördüncüye de giderdi iş ama benim iso hastaydı, üşütmüş tarlada.....o nedenle eve geldik, terledi, terledi... bugün biraz daha iyice.

yarın boş günüm, evdeyimmmmm. not defterimi tamamlayıp notları teslim edeceğim ve yarıyıl tatiline gireceğim.